Fâtır Suresi 28. ayette Allah'a derin saygı duyan kulları olarak anlatılan kimlerdir ?

Umut

Yeni Üye
Fâtır Suresi 28. Ayette Allah'a Derin Saygı Duyanlar Kimlerdir? Gelecekte Bu Anlayış Nasıl Değişecek?

Bir süredir Fâtır Suresi 28. ayet üzerinde düşünürken dikkatimi en çok çeken nokta şu oldu: Ayet, Allah’a karşı derin saygıyı yalnızca çok ibadet eden veya dinî ifadeleri çok kullanan insanlarla ilişkilendirmiyor; doğrudan ilim ve bilinç kavramını öne çıkarıyor. Diyanet’in mealinde ayet, “Allah'a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar” şeklinde çevriliyor. Ayetin öncesinde ise insanların, hayvanların, bitkilerin ve dağların farklılıklarına dikkat çekilerek bütün bu çeşitliliğin arkasındaki yaratıcı kudret üzerinde düşünmeye yönlendirme yapılıyor. Diyanet Kuranı

Bence asıl tartışılması gereken de burada başlıyor: Fâtır 28’deki “âlimler” yalnızca akademik unvana sahip kişiler midir? Yoksa Allah’ın kudretini, yaratılışı, insanı ve kendi sorumluluğunu derin biçimde kavrayan insanlar mı kastedilmektedir? Daha da önemlisi, bilgi çağının hızlandığı, yapay zekânın hayatın her alanına girdiği ve insanların bilgiye birkaç saniyede ulaşabildiği gelecekte ilim ile haşyet arasındaki ilişki nasıl şekillenecek?

Fâtır 28'de “Âlim” Denince Sadece Din Bilgini mi Kastediliyor?

Ayetin temelindeki “haşyet” kavramı burada oldukça önemli. Diyanet’in Kur’an Yolu tefsirinde bu kelimenin sıradan bir korkudan ziyade, Allah’ın büyüklüğü karşısında duyulan derin saygı ve insanın O’nun hakkını gerektiği gibi yerine getirememe endişesi anlamında olduğu açıklanıyor. Diyanet Kuranı

Dolayısıyla ayette anlatılan insanı “çok şey bilen kişi” şeklinde daraltmak doğru olmayabilir. Bilginin davranışa, sorumluluğa ve ahlaka dönüşmesi önem kazanıyor.

İbn Kesîr tefsirinde de benzer biçimde, Allah hakkındaki marifet ve bilginin artmasıyla haşyetin artacağı aktarılıyor. Bazı erken dönem âlimlerinden yapılan aktarımlarda ise gerçek ilmin, yalnızca çok sayıda bilgiye sahip olmak değil, bu bilginin insanı Allah’a karşı sorumluluk bilincine götürmesi olduğu vurgulanıyor. Quran.com

Bu açıdan bakınca Fâtır 28’deki kişi şöyle düşünülebilir:

Bilgiyi toplar → üzerinde düşünür → kendi sınırlarını fark eder → yaratılış karşısında hayrete düşer → sorumluluk bilinci kazanır → davranışlarını buna göre düzenler.

Bu zincirin son halkası yoksa bilgi, ayetin işaret ettiği anlamdaki “ilim” olmayabilir.

Ayetin Öncesindeki Tabiat Tasviri Neden Önemli?

Fâtır 27 ve 28 birlikte okunduğunda oldukça dikkat çekici bir yapı ortaya çıkıyor. Önce yağmurdan, ürünlerden, dağların farklı renklerinden ve canlıların çeşitliliğinden söz ediliyor. Ardından insanların ve diğer canlıların farklılıklarına dikkat çekiliyor ve hemen sonrasında Allah’a karşı derin saygı duyanların “âlimler” olduğu belirtiliyor. Diyanet Kuranı

Burada bilimsel araştırma ile tefekkür arasında kurulabilecek bir ilişki ortaya çıkıyor.

Örneğin günümüzde astronomi evrenin ölçeğini, biyoloji canlılığın çeşitliliğini, jeoloji dünyanın geçmişini, nörobilim insan beyninin karmaşıklığını araştırıyor. Bunların herhangi birinin tek başına dinî bir sonucu zorunlu olarak kanıtladığını söylemek doğru olmaz. Fakat Fâtır 28’in düşünce yapısı açısından bakıldığında, varlık üzerindeki araştırmanın insanı hayret, tevazu ve sorumluluk duygusuna götürmesi oldukça anlamlı bir paralellik oluşturuyor.

Gelecekte bu bağlantının daha fazla tartışılacağını düşünüyorum.

Gelecekte “Âlim” Kavramı Nasıl Değişebilir?

Bugün bilgiye ulaşmak ile bilgi sahibi olmak arasındaki fark giderek büyüyor. Bir arama motoru veya yapay zekâ sistemi saniyeler içinde binlerce bilgi sunabiliyor. Fakat bilginin doğruluğunu değerlendirmek, kaynakları karşılaştırmak, bağlamı anlamak ve elde edilen bilgiyi ahlaki bir çerçevede kullanmak hâlâ insanın sorumluluğunda.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda “âlim” kavramının yalnızca bilgi miktarı üzerinden anlaşılması daha da zorlaşabilir.

Benim öngörüm şu: Geleceğin bilgili insanı, en çok veri depolayan kişi değil; doğru bilgiyi seçebilen, yanlış bilgiyi ayıklayabilen ve bilgisinin sınırlarını kabul edebilen kişi olarak daha fazla önem kazanacak.

Bu, Fâtır 28 açısından özellikle dikkat çekici bir gelişme olabilir.

Çünkü bilgi bolluğu arttıkça tevazu daha değerli hale gelebilir.

Erkeklerin ve Kadınların Gelecekteki Rolü Nasıl Şekillenebilir?

Burada cinsiyetler arasında kesin karakter özellikleri bulunduğunu varsaymak doğru olmaz. Erkeklerin stratejik düşünmeye, kadınların ise yalnızca toplumsal ve insani meselelere yatkın olduğu şeklindeki genellemeler hem bilimsel açıdan sorunlu hem de ayetin mesajını gereksiz biçimde daraltır.

Buna karşılık toplumlarda erkeklerin ve kadınların farklı meslekî, ailevi ve toplumsal deneyimlere sahip olabildiği bir gerçek. Bu farklı deneyimler, bilgi üretimine farklı perspektifler kazandırabilir.

Örneğin bazı erkekler gelecekte teknoloji, ekonomi, güvenlik, mühendislik veya stratejik planlama alanlarında önemli katkılar sağlayabilir. Bazı kadınlar ise eğitim, sağlık, aile, sosyal politika, psikoloji, bakım ekonomisi veya toplumsal dayanışma alanlarında güçlü katkılar ortaya koyabilir. Fakat bunun tersi örnekler de son derece mümkündür.

Asıl mesele cinsiyet değil, bilginin insanı nasıl bir kişiye dönüştürdüğüdür.

Nitekim Ahzâb 35. ayet, iman, doğruluk, sabır, ibadet, yardım ve Allah’ı anma gibi özellikleri kadın ve erkekler açısından ayrı ayrı zikrederek manevi olgunluk bakımından iki cinsin de sorumluluğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Diyanet Kuranı

Yapay Zekâ Çağında Fâtır 28'i Yeniden Düşünmek

Bence önümüzdeki 10-20 yıl içinde bu ayet etrafındaki en ilginç tartışmalardan biri yapay zekâ olacaktır.
 
Üst